| DOLAR | Alış | 1.5033 YTL |
| Satış | 1.5106 YTL | |
| EURO | Alış | 1.9179 YTL |
| Satış | 1.9272 YTL | |
Ömer Bakar: “2009 çoğu firma için sancılı bir dönem oldu. Yıllardan beri öngördüğümüz şey sektörün bu işi hakkıyla yapan kişilere kalacağıydı.“
Merinos, Dinarsu ve Padişah markalarıyla sektörün öncü kuruluşu olan Erdemoğlu Grup'un Satış ve Pazarlama Koordinatörü Ömer Bakar, Halı Dergisi'ne 2009 yılını krizden fazla etkilenmeden nasıl atlattıklarını ve bu yılı kendileri için bir fırsat yılına nasıl çevirdiklerini “Kriz var mıydı?” retorik sorusuyla anlattı. Yurtiçi ve yurtdışı yatırımlarıyla hem ürün çeşidini hem de pazardaki etkinlik alanını arttıran Erdemoğlu Grup bu sayede birçok noktada tüketiciyle hızlı ve etkin bir şekilde buluşarak halı sektöründe kazandığı büyük başarıları mobilya sektöründe de kazanmayı amaçlıyor.
İlk yarısı biten 2009'u değerlendirecek olursak neler söyleyebilirsiniz?
2009 çoğu firma için sancılı bir dönem oldu. Yıllardan beri öngördüğümüz şey sektörün bu işi hakkıyla yapan kişilere kalacağıydı. Son 5 yıldır bayilerimizle yaptığımız çalışmalarda bu konuya dikkat çekiyoruz. Uzun süredir Türkiye'de esnaf sayısında olması gereken sayıların çok üstünde ticaret yapan esnaf vardı. Zaman içerisinde bu sayıların yerine oturması kaçınılmazdı. Toptancı bayilerimizi bu süreçte gerçekleşecek elemelerde yer alacak olan esnaflardan uzak tutmaya çalıştık. Bunu gerçekleştirmek için de kendi içimizde bazı tedbirler almıştık. Toptancı bayi ağımıza özellikle dikte ettiğimiz ve 4-5 senedir ısrarla uyguladığımız prensiplerden biri: çekleri arka arkaya 1 ya da 2 kez bize geri dönmüş esnaf var ise o firmanın çeklerini toptancı bayilerimizden almıyorduk. Toptancı bayilerimize kendilerinin o esnaflara satış yapabileceklerini ama ödeme konusunda aksaklık yaşayan esnafların çeklerinin tarafımıza yapacakları ödemelerde kabul edilmeyeceğini bildiriyorduk. Bu prensibimizden haberdar olan sektördeki tüm perakendeciler bize karşı olan sorumluluklarını yerine getirmeye özen gösterdiler ve bu şekilde piyasada ödemesini geciktiren firmalar bizde çekleri varsa zamanında ödeme yapmaya çalıştılar. Bu yaklaşım toptancı bayilerimizin işlerini kolaylaştırmış oldu.
Bu dönem içerisinde piyasadaki genel durum nasıldı?
Bu dönem içinde piyasada çok büyük değişiklikler oldu. Tüketici alışkanlık-ları değişti. Buna ayak uydurmak ve o hızda hareket etmek gerekiyordu. Bunu başaran firmalar bir adım öne çıktı. Bu dönem içinde mobilya yatırımlarımız hız kazandı. Mobilya üretiminde altyapı çalışmalarımızı tamamladık ve panel mobilyada yeni teknoloji ile üretim yapan tek firmayız diyebiliriz. 2004'te başladığımız mobilya çalışmalarımız için gerekli yatırımları yaparak geçen süreçte önemli gelişmeler sağladık; ürün yelpazemizi genişlettik; pazarı inceleyip kaliteden ödün vermeden satılabilir ekonomik fiyatlı ürünler oluşturduk. 2009 yılı itibariyle tüm pazara ürünlerimizi yayabilecek şekilde ve Merinos'un mobilya üreticisi de olduğunu hissettirmek adına bir takım saha çalışmaları yapıyoruz.
Mobilya bayileriniz ve halı bayilerinizin yayılımı ve birbirine oranı hakkında bilgi verebilir misiniz?
Mobilyada yayılmacı bir politikaya geçtik. Geçmişte sadece bizim ürünümüzü satan noktalar olmasını planlarken, 2009'dan itibaren farklı mobilya ve halı ürünleri satan noktalara da ürünümüzün tanıtımını yapıyoruz. Amacımız Türkiye'nin her noktasında tüketicilerin Merinos ürünleriyle buluşmasını sağlamak. Bu yaklaşım önümüzü açtı; özellikle halıda 2009'da bir tek Ocak ayında bir durgunluk yaşadık ve Şubat itibariyle tesislerimiz 7 gün/3 vardiya olarak sürekli üretim yapıyor. Gaziantep'teki fabrikalarımızdan aylık ortalama 1 milyon m2'ye yakın ürünü toptancı bayilerimize sevkediyoruz. En büyük avantajımız üretimde aldığımız güç. Bu sayede, az satıp çok kazanmak yerine çok satıp çok kazanmak prensibini benimseyerek marjlarımızı minimuma çektik ve pazardaki hakimiyetimizi perçinledik.
Pazara yayılmanızın size ne gibi faydaları oldu?
Pazara yayılmamız bize çok büyük avantajlar sağladı. Herhangi bir reklam kampanyası sonucu halı almaya karar veren tüketiciler sahaya çıktıklarında mutlaka Merinos'un birbirinden farklı kaliteleri, renkleri ve desenleriyle ve onlar için sağladığımız çok ciddi fiyat avantajlarımız ve ödeme kolaylıklarımızla karşılaşıyor. Eğer sahada tüketiciye markanızı tercih ettiremezseniz üretim kısıtlı olur ve koleksiyonlarınız uzun süreli olamaz. Tüketiciler bizim marka imajımızı, kalitemizi, koleksiyon zenginliğimizi ve fiyat avantajlarımızı da çok iyi bildiği için ürünlerimizi yoğun bir şekilde tercih ediyor. Bu tercihlerde kriz dönemi olarak görülen 2009'da, grubumuzun ilk 6 ayda %20'lik bir büyüme gerçekleştirmesini sağladı.
Peki krizi nasıl fırsata dönüştürdünüz?
Bunun temelini 2008 yılında attık. Geçen yıl, 2008'in 6. ayından itibaren politikalarımızın hepsini revize ettik ama pazarın yeni politikalara adapte olması zaman aldı. Geçen yıl 6. ayda açıkladığımız satış politikalarımız pazarda 4-5 ay sonra kabul görmeye başladı. Bunun nedeni; perakendeci mağazaların geçmişte yapılmış bağlantıları vardı, birden bu sistemi terkedemediler. Bu süreç içinde herkes bizim düşüncelerimiz doğrultusunda önünü açtı, borçlarını yapılandırdı, elindeki stokları eritme yoluna gitti ve bağlantılarını sonlandırdı çünkü o dönemde bizim sunduğumuz şartlarla mevcut ürünlerin içine bizim ürünlerimizi koysaydı belki stoktaki ürünlerini satamayabilirlerdi. Kendi stoklarını tüketen perakendeci mağazalar sonraki dönemde tercihlerini grubumuz ürünlerinden yana kullanmaya başladı. Bu tercihlerin etkisi ile tesislerimiz Şubat ayından bugüne aralıksız çalışmakta. Eskiden Temmuz-Ağustos aylarında ibre hep aşağıya doğru dönerdi ve halı sektörü en durgun dönemini yaşardı fakat son 5 yıldır Temmuz-Ağustos aylarında bile taleplere yetişmek için yoğun olarak üretim yapıyoruz. Düşük sezon olarak gördüğümüz bu aylardaki talepler sezon açıldığında mevcut durumu nasıl daha da yukarı çıkarabiliriz diye düşünmeye sevk ediyor.
Pazarın genel durumu için neler düşünüyorsunuz?

Çok güzel olumlu gelişmelerden bahsettiniz. 2009 yılı sizin için iyi geçtiğine göre 2010 için daha da umutlusunuz sanırım.
Tabii 2010'da piyasa daha iyi olacaktır. Ama bizim halkımız olumsuzluklardan çok fazla etkileniyor. Kriz döneminde zor durumda olanların yanısıra gerçekten ihtiyacı olanlar da kabuğuna çekilip alışveriş yapmaktan uzak durdular. Artık kabuk yavaş yavaş kırılmaya başladı. Yeni açılan haneler ve ertelenen ihtiyaçların karşılanmaya başlaması piyasanın hareketlenmesini sağladı.
Türkiye pazarına baktığımızda hem tüketici alışkanlıkları değişmiş hem de alım gücü gerilemiş ve bu gerçekler gözardı edilirse pazarda kalıcı olabilmek mümkün değil. Bizim yaptığımız pazarın fotoğrafını çekmek ve ona göre önlemler alıp düzenlemeler yapmak. Söylediğim gibi geçen sene satış politikalarımızı değiştirirken tüketicilerin durumunu gözardı etmedik. Daha kaliteli ve kalitesi fiyatıyla uyumlu, tüketicilerin bütçelerinden pay alabilecek fiyatlarda ürünlerle piyasaya çıktık bu da bize ciddi bir ivme kazandırdı.
Yurtdışı çalışmalarınız ne durumda?
Kriz döneminden önce yurtdışı (Rostov/Rusya) çalışmalarımız başlamıştı. Kriz nedeni ile yatırımı durdurma ya da erteleme yoluna gitmedik. 2009 Haziran ayında fabrikamızı çalışır duruma getirdik. 2009 Haziran ayında çalışmaya başlayan fabrikamızda Rusya, Doğu Avrupa ve Türki Cumhuriyetler'e yönelik üretim yapıyoruz. Tamamen sıfırdan kurulan ve yaklaşık 50 milyon USD doları yatırım yapılan tesisimizde şu anda 10 adet teknolojik makina çalışıyor.
Sorumlulukların bilincinde, doğru işler, doğru fiyatlar, doğru hedefler, doğru ürünlerle yola çıkıldığında başarısızlık mümkün değil. Bizim yaptığımız da buydu; mevcut yapıyı gözden geçirdik; aksayan yönlerimizi tedavi ettik ve hızlı bir şekilde yolumuza devam ettik, ediyoruz.
2001'de de krizi fırsata dönüştürüp ciddi bir büyümeyle çıkmıştık. 2008'de dünya ekonomilerinde meydana gelen dalgalanmalar da yine bize fırsat yarattı diyebiliriz. Yani krizler Erdemoğlu Grubu'na bir şekilde fayda sağladı. Tabi ki kimse kriz olmasını arzu etmez fakat bizim çalışma prensibimiz kriz olmasa da kriz varmış gibi plan program yapıp ona göre tedbirli hareket etmek. Önümüzdeki günlerde halıda olduğu gibi mobilya sektöründe de adımızı sıkça duyurmayı hedefliyoruz.
Mobilya sektöründeki yatırımlarınız devam ediyor mu?
Getirdiğimiz yeni teknoloji sayesinde panel mobilya dediğimiz yemek odası, yatak odası, genç odası gibi ürünlerde istediğimiz ürünü tek hat üzerinde hazırlayabiliyoruz. Örneğin, yemek odası takımı bilgisayar ortamında tüm işlemleri planlanarak hattın başında sisteme verilen ahşap plakalar hattın sonunda montaja hazır bitmiş ürün olarak teslim ediliyor. Daha önceleri ürünler farklı ünitelerde hazırlanan parçaların birleştirilmesi ile oluşturuluyordu artık tüm işlemler tek bir hat üzerinde yapılabiliyor. Genç bir firma olmanın bize sağladığı avantajlardan biri de son teknoloji ile üretim yapabilmemiz. Mobilya sektöründe iddialıyız ve Torbalı'da bulunan tesislerimizle Avrupa'nın en büyük ve en modern tesisi olmaya adayız.
Torbalı'da olmanın bir avantajı ya da dezavantajı var mı?
Bize göre bir avantaj. Mobilya tüketiminin %80'i Ankara'nın batısında. İzmir'in, Ege'nin merkezinde olması, İstanbul'a ve Marmara'nın geneline yakın olması ve sektörün içinde olması bir avantaj. Dolayısıyla dağıtım ağımıza bakıldığında belki pazarın %20'sine uzak kalabiliriz ama %80'ine de yakınız ve bu bizim için bir avantaj.
Nakliye işiniz de oldukça önemli olmalı ki fabrikayı Rusya'da kurmayı tercih ediyorsunuz?
Her maaliyet çok ciddi bir rekabet dezavantajı oluşturuyor. Sadece maaliyet de değil, ülkelere girişte yaşanan sıkıntılar ve teslim tarihi ile ilgili problemler de önemli bir etken. Rusya'da kurulan firma bize hızlı hareket etme ve dış pazara hakimiyet olanağı sağlıyor. Bugün burdan ürünü yükleyip oraya gönderip istenilen adrese teslim etmek çok uzun sürebiliyor. Rusya'daki fabrikada o bölgeye ait pazara yönelik planlama yapıldığı için daha hızlı hareket edip pazardan pay alabiliyoruz. Ayrıca günümüzde dünya pazarlarında rekabet o kadar ciddi boyutlarda ki artık 5-10 cent'ler bile müşteri tercihini değiştirebiliyor. Ürünün hırpalanma riski azalıyor. Burdan konteynerlara yüklenen, istiflenen halılar bir ay boyunca o baskı altında yıpranabilir fakat Rusya'da yüklenip nakledilen ürünler kısa sürede gideceği yere ulaştığı için risk neredeyse sıfıra düşüyor. İşin merkezinde olmak herşeyi anında ve yerinde görüp ona uygun hareket etmemizi mümkün kılıyor.
Halı sektöründe taklit gibi riskler her zaman var fakat daha önce de söylediğimiz gibi pazarın kendi içinde elemeden geçmesi bu gibi olumsuz durumları giderek azaltıyor ama benzer ürünlerin pazarda yer almasını engelleyemiyor. Merinos markası için araştırma ve geliştirme çalışmaları sonucunda piyasaya birçok ürün sunuyoruz ama taklit edilmeyi engellemenin en iyi yollarından biri hızlı davranıp pazara mümkün oldukça yayılarak ekonomik fiyat yapısı ile tüketicilerin büyük çoğunluğuna ulaşmak. Ürünler belirlenen noktalara ne kadar çabuk transfer edilir ve sergilenirse o kadar başarılı olunuyor. Her geçen gün sektördeki olumsuzluklar markaların lehine bir şekilde azalıyor.
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Türkiye'nin halı sektöründeki faaliyeti çok fazla. Dünya halı pazarının %10'luk bir payını Türkiye karşılamakta. Dünyada Türkiye'yi halı sektörünün merkezi yapmak için hep birlikte çok çalışmalıyız. Hem içerde hem dışarda çok çalışarak, üreterek ve satarak önümüzdeki dönemlerde yapacağımız çalışmalarla hep birlikte Türkiye'mizi ön plana çıkarmalıyız.
| Son Eklenen Yorumlar |